cuma akşam yemeği

Eğreti bir cuma akşam yemeğinde bile, üstünden yağlar akan ve zamanında çok haylazlıklar yapmış bir kuzunun kolunu sofra nın en ortasında mutlaka bulundururdu. Yavru kuşlardan bir kaçını fırınlar, dört ayaklı kalan ne varsa tütsülerdi.

Garip bir zerafet ile yerdi yemeğini. Aslinda tipini görmeniz gerek! Bir su aygırına benzeyen bu adama zarif kelimesini herhangi bir şekilde yakıştırdığım için bana inanamazdınız. Ama öyle işte, ete saygı, kemiğe saygı, haylaz kuzuya saygı bu adamdaydı. Öyle bir sıyırırdi ki kafayı, hayvan kalkıp teşekkür edebilirdi. Adab ve arzuhumnan  açısından eşine zor rastlanan bir su aygırı idi o.

İçerken yağ gibi giden zehirlerden, en siyahini seçti. Ondan iki kadeh, biraz açığından da tam bir karaf içti. Kafası yağlandı, ballandı. Unuttuğu birçok anıyı hatırladı, hepsi yağlı ballı. Delikleri bozulmuş bir kevgirden geçti anılar.kimisi toz olup geldi, kimisi agir
bir lokma olup düştü aklına. Yüzü güldü, yüzü ekşidi, yüzü eğridi, hatırladıkça... Bazıları içini burktu. Akşam akşam.

No comments:

Post a Comment