Çokiç tim.

Sabah uyandığında elinde sımsıkı bir kumaş parçası tutuyordu..Gözünü açmaya çalışıyordu ama çok parlaktı. Tam gözünün içine güneş giriyordu. Kolonun sıkmaktan yorulduğunu hissetti. yana döndü, eline baktı. Bir kadın külodu. Anlamadı. Avucunu açtı. Tanımadığı bir külot. Kenara bıraktı. Sırtı ağrıyordu. Sağına soluna baktı. Tanımadığı bir salonda, yerde. Korktu. Güçsüzdü ve midesi bulanıyordu. Kalkmaya çalıştı; zorla yere oturur pozisyona geldi. Etraf kül ve içki şişeleri, bazısı kırık, yerlerde o kırılmış camlar. hem de ayaklarının yanında da. Biraz daha korktu. Evde biri var mıydı? Ayağa kalktı. Küçük bir salon. Etrafta minderler, bir müzik sistemi, bir ipad, solmuş bir çiçek saksıda sıkıntıdan bayılmış gibi. Ufak da bir masa var, kenarı köşesi kertilmiş. Pencere geniş bir bahçeye bakıyor. 2 ya da 3. katta, yerler eskimiş, çatlak ve çatırdayan parkeden ibaret. İçeri doğru yürümeye başladı az önce sıktığı küloda basarak Beli çok ağrıyordu. Her adımda bir çıt sesi içinde titreşiyordu. İç odalara yaklaştıkça duman ve ter arası bir koku, alacakaranlıkta bir vadide geziyormuşcasına bir his vardı. Ama kimse yoktu.

No comments:

Post a Comment