Yaşlı Adam

Bozuk saatler, kurtarılması imkansız günler, barbar aylar ve geçmez yıllar geçti. Yaşlandıkça yoruldu, yoruldukça... Çizgileri suratında belirginleştikce, o parmakları ile çizgi aralarında arabacılık oynadı. Yere basan yaşlı ayağına ve sonra toprağa baktı. Bastığı her adımda toprağa illet bir misafirperverlikle selam veriyordu. Geride kalan izleri de buruşuktu. Kaşırken kanattığını hissetmediği benleri iyice artmış, dolgun dolgun olmuştu. Rengi atmış çalı saçları, dağılmış bir kablo kutusu gibi düzensiz, konuşurken cızırtı yapacak kadar kalitesizdi. Balmumu ile kaplansa daha iyi olacak ellerinin üstündeki girintiler, üstünde gezen sinekleri hoplatacak nitelikteydi.

No comments:

Post a Comment