Kilit taşlarının tepesinde heyhula gibi durduğu, nem kokan bir cin türbesinde duvarları inceliyordu.
Birden geldi yine kara ilham..Kara ilham her geldiğinde istemeye istemeye yazar, yazdığı kağıdı ilk bulduğu batağa atardı. O kağıdı bulanlar, hangi bahtsizlar ise, yazdıklarını okuduktan sonra intihar eder, intihar edenlerin sesi de gece kabus olur gelirdi kulağına..bin pişman olurdu yazdiklarina ama yine de duvara dayanip bulduğu bir kağıt parçasına yazdi da yazdi. Titremekten kenarlari ecis bucus olan harfler morarmis kilcal damarlar gibi sarıyordu kağıdı. Sonuna nokta koysa miydi bu sefer, yoksa yine acik mi biraksaydi sonu..açık bıraktı.
Tipti ninenin küçükken sek sek oynarken dokuza basmadan önceki iki bacak açarak basma hareketi sırasında, hayat boyu kendine eşlik edecek olan sakatlığı edindiği köhne sokakta, şimdi yerinde yeller esen eski bir evin, arnavut kaldirimi taşı ve tahtadan oluşan enkazinin altına doğru fırlattı kağıdı. Kağıt, istemeye istemeye uçup kondu bir yere..
No comments:
Post a Comment